Carino e soffice

Hakikat Savaşta İlk Ölen Şeydir: Medyanın Vicdan Oyunu

Hakikat… Bir zamanlar insanlığın pusulasıydı. Bugünse, her haber bülteninden önce sessizce gömülen ilk ölü. Modern çağın savaşlarında, artık tankların değil, manşetlerin sesi daha gür çıkar. Çünkü çağımızın mermisi bilgi, savaş alanı ise bilinçtir. Bir zamanlar ordular karşı karşıya gelirdi; şimdi kameralar. Bir zamanlar bombalar şehirleri yıkardı; şimdi başlıklar hakikati. Ve insanlık, her “son dakika” bildiriminde biraz daha aptallaşır — çünkü her bilgi, bir başka gerçeği öldürür. ## Gerçeklik: Artık Abonelikli Bir Hizmet Bugün hakikat bile bir yayın politikasıyla gelir. CNN’in hakikati farklıdır, RT’nin farklı, Al Jazeera’nın, Fox’un, TRT’nin, BBC’nin… Hakikat artık taraflı bir anlatı formatıdır. Biraz bütçe, biraz montaj, biraz milliyetçi duygu — işte yeni çağın kutsal gerçeği. Haber spikerleri birer papaz gibi konuşur artık; ellerinde mikrofon değil, kutsal metin gibi “doğru”yu tekrarlayan bir diksiyon vardır. Onların cümleleri, seyircinin vicdanını okşayan morfin gibidir. Gerçek değil, rahatlatıcı bir yanılsama sunarlar. “Tarafsız habercilik” artık, savaşın hangi tarafında olduğunu belli etmeden yalan söyleyebilme sanatıdır. Her medya kuruluşu kendi ideolojik cephaneliğini taşır; savaş alanı değişir ama propaganda biçimi hep aynı kalır: Hakikati öldür, ama ölü bedenini kahraman ilan et. ## Savaşta Kamera, Tüfekten Daha Etkilidir Eskiden bir askerin tetiği bir hayatı bitirirdi. Şimdi bir editörün makası binlerce hayatın anlamını değiştirir. Bir kareyi kes, bir sesi çıkar, bir saniyeyi atla — işte yeni çağın savaş suçu. Gazze’de, Ukrayna’da, Yemen’de, Sudan’da… Hiçbir kurşun hakikati vurmaz ama her haber vurur. Her görüntü bir hikâyeye dönüştürülür, her hikâye bir algıya, her algı bir hakikate. Ve en sonunda insan, kendi gözleriyle gördüğüne bile inanmaz hale gelir. Artık savaşlar değil, görseller kazanıyor. Bir çocuğun cesedi mi var? Renk filtreleriyle oynayın, müziği değiştirin, birkaç yorum ekleyin — ve o çocuk artık bir sembol olur. Ama semboller uzun yaşamaz. Yarın, başka bir sembol gelir. Gerçek mi? Çoktan gömüldü, hatırlayan yok. ## Propagandanın Estetiği Propaganda artık çirkin değil, estetik. Eskiden megafonla bağırırlardı, şimdi grafiklerle, drone çekimleriyle anlatıyorlar. Her savaşın PR ajansı vardır. Her yıkımın bir hikâye editörü. Ve her trajedinin bir duygusal yönetmeni. Bir köprü bombalanır, ertesi gün televizyonlarda “özgürlüğün yolu” olarak gösterilir. Bir şehir yanar, ama spot ışıkları doğru açıyı bulur. Artık ölüm bile “iyi çekilmişse” daha paylaşılabilir hale gelir. Böylece medya, vicdanın pornografisini üretir. Acıyı satılabilir hale getirir, kanı “duyarlılık” ambalajına sarar. Bir fotoğrafın gölgesinde ağlatır, bir sonraki haberde güldürür. Duygular arası geçişler öyle hızlıdır ki, izleyici artık hiçbirine sahip çıkmaz. ## Psikolojik Harp: Zihinlerin Kolonizasyonu Savaş artık fiziksel değil, nörolojik. Artık mermi beynine değil, inancına sıkılır. İnanç öldü mü, insan bir zombiye dönüşür; yaşar ama düşünmez. Propaganda bunun için vardır: seni yönetmek için değil, seni düşünmekten kurtarmak için. Çünkü düşünen insan huzursuz olur. Ve huzur, iktidar için tehlikelidir. Bugünün bilgi çağında insanlar her şey hakkında fikir sahibidir ama hiçbir şeyin anlamına sahip değildir. Her şey anında öğrenilir ama hiçbir şey anlaşılmaz. Çünkü medya artık bilgi üretmez — duygu üretir. Kızgınsan, seni öfkelendirecek bir haber bulur. Suçluluk hissediyorsan, seni aklayacak bir analiz sunar. Vicdanın mı var? İşte sana yardım kampanyası. Her duygu, bir manipülasyon kanalına dönüştürülür. Ve sen, farkında olmadan bir psikolojik harp oyununun figüranı olursun. ## Hakikat Postmodernleşti: Herkesin Kendi Gerçeği Artık herkesin kendi versiyonu var. “Benim gerçekliğim” diye başlayan her cümle, hakikatin ölüm ilanıdır. Çünkü hakikat bir taneydi; şimdi milyonlarca. Ve bu çoğalma, aslında bir yok oluştur. Hakikati parçalayarak çoğalttılar, çoğaltarak etkisizleştirdiler, etkisizleştirerek yok ettiler. Bugün bir tarafın kahramanı, yarın ötekinin canavarı olur. Aynı görüntü, farklı altyazılarla bambaşka hikâyelere dönüşür. Böylece insan, bir “gerçeklik pazarı”nda alışveriş yapar gibi kendine uygun hakikati seçer. Tıpkı kahve alır gibi: “Gerçeğimi sütlü mü alayım, sansürlü mü?” ## Medya: Modern Çağın Rahipleri Medya, inanç üretir. Ama artık Tanrı yok; sadece “gündem” var. Ve o gündem, her gün yeniden doğar, yeniden unutturur. Haber bültenleri bir tür ayindir. İzleyici, ekran başında ritüelini yerine getirir: Şaşırır, üzülür, kızar, paylaşır — ama ertesi gün, her şeyi unutur. Çünkü medya yalnızca haber vermez; hafıza siler. Bir gün önce ölenler, ertesi gün reklam arasında kaybolur. Her trajedi 24 saatliktir, çünkü 25. saatte yenisi gelir. Ve insanlık, sürekli bir “şimdi”de yaşar — geçmişi olmayan, geleceği unutan bir şimdi. ## Hakikatin Mezar Taşı Bir gün gelecek, tarihçiler bu çağı “Hakikatin Sessiz Çöküşü” diye anacak. Çünkü hakikat artık ölmüyor — sürünüyor. Hâlâ var gibi, ama kimse yüzüne bakmıyor. Hâlâ konuşuyor gibi, ama sesine sansürün yankısı karışıyor. Savaş, her zaman önce hakikati vurur. Ve o öldüğünde, geriye kalan sadece propaganda olur. Bugünün dünyasında, hakikati aramak cesaret değil, delilik sayılır. Ama belki de insanlığın son umudu deliliktir. Çünkü ancak deliler, sessizliğe itiraz eder. **Anahtar kelimeler:** medya manipülasyonu, dezenformasyon, savaş haberleri, propaganda, psikolojik harp, algı yönetimi, hakikat, modern çağ, bilgi kirliliği
Exit mobile version